Sinema yazarlarına sordum: Oscar bir labradorun adı olabilir mi?

OKU Etiketler: , , , , , , , - , 12:52 Gönderen: Metin Solmaz

oscar

Goa’da Anjuna’da bir birahane vardı, yıllar önce; daha pek çok yerde elektrik su yokken. Adı Oscar’dı. Benim muhabbetperver Galli arkadaşlarım da kiremit tozu dökerlerdi önüne. Halı efekti için. Tanıdığım en sevimli Oscar buydu.

Tanıdığım en faydalı Oscar da kudretli Oscar Peterson’dur hiç kuşkusuz.

Oscar ayrıca Güney’de garsonluk barmenlik filan yapan Özgür isimli çocukların rumuzudur.

Ha, bir de haftalarca gündemi işgal eden bir yarışmayı anlatır. Saatler kurulup gece kalkılır. Günlerce konuşulur.

Neymiş? Bir takım şık sinema zenginlerine çıplak adam heykelleri verilecekmiş.

Durum benim açımdan bu. Gururla söylüyorum, hiç seyretmedim. Ama ödülü alanların da verenlerin de sunanların da kesintisiz bir sempatiklik, felçli bir güleryüzlülük ve “zekice” şaka yapma sevdalısı olduklarına eminim.

Ama bu kadar insan konuşuyor madem, fikirlerimi bilgi olarak kullanmaktan vazgeçmeliyim dedim. Ve sinemadan iyi anladığını yakından bildiğim bir kısım sinema yazarını mevzu üzerine sorguya çektim.

Hepsine 4 tane aynı soruyu sordum.

Eh. Sonuç benim için tatmin ediciydi. Eğlenirken öğrendim. Sevin Abla, Oscar’da bir geleceğimin olmadığını yüzüme vurdu. Cüneyt’in yazdıklarından ürktüm. Zaten acayip tören bu sene iyice acayipmiş anladığım. Nil’in söyledikleri bana Grammy’deki milyon tane saçmalığı hatırlattı. Jethro Tull’a heavy metal ödülü vermişlerdi misal. Sevin Ablanın yıktığı umutlarımı Ruhi canlandırdı. Cumhur’un verdiği rakamlar ise şapkamı uçurdu.

oscarsevinSevin Okyay, sinema ve caz yazarı

Söyleşiden önce çalıştım biraz. Oscar lafının bile nereden geldiği belli değilmiş. Sizin bir fikriniz var mı? Oscar sofistike bir örgütlenmeden çok sevimli bir labradorun adı gibi durmuyor mu?
Heykel, Akademi’de çalışan bir kızın amcasına benziyormuş diye bir söylenti var. Sofistike örgütlenme, Akademi’nin kendisi. Bana hep labradordan daha ufarak bir köpek gibi gelmiştir.

Nedir bu yer yerinden oynuyor? Tamamı tartışmalı bir dizi ödül değil mi sonunda? Bu ödül neden diğerlerinden daha kıymetli?
Ticari olarak en değerlisi. Sonuçta her şey bir yana, en çok iş yapan da Amerikan filmleri gene. Özellikle burun kıvırdıklarımız.

Ben bir film çeksem ve üzerine Oscar aldı diye yazsam satar mı? Bir film Oscar aldıktan sonra satışları ne kadar değişiyor?
Valla geçende biri hesaplamıştı. Hayli işe yarıyor sanıyorum. Filmler ikinci kez gösterime bile girebiliyor. Genelde, kazanan kişilerin, daha çok oyuncu ve yönetmenlerin önü açılıyor. ‘Oscar ödüllü’ yazan afişler de işe yarıyor. Ama sen yazsan, yemezler. Amerikan Film Akademisi ile başın derde girer.

Bu akademi pek mezun vermiyor galiba. Örgütlenmesi de biraz masonik. Davetle oluyormuş. Bu kadar bin profesyonel aynı damın altında duruyorsa vardır bunda bir iş diye de huylanıyorum. Oscar yok olsa sektör ne kaybeder?
Oscar yok olsa bir şey kaybetmez, yerine başka bir şey ikame ederler. Ama Amerikan Film Akademisi, İngiliz Film Akademisi gibi, hayli işe yarayan bir kurumdur. Özellikle, film kurtarma çalışmalarıyla, eğitimiyle… Bence bu en iyi seçme, yıldız verme saçmalığı insanın kanında var.

oscarcuneytCüneyt Cebenoyan Birgün gazetesi sinema yazarı

Söyleşiden önce çalıştım biraz. Oscar lafının bile nereden geldiği belli değilmiş. Sizin bir fikriniz var mı? Oscar sofistike bir örgütlenmeden çok sevimli bir labradorun adı gibi durmuyor mu?
Murat Çağıltay’dan alıntılıyorum: ‘Oscar’ sözcüğü aslında kısaltma amaçlı bir takma isim ve nasıl türediği bilinmemekle beraber çeşitli rivayetler mevcut. Rivayetlerin en meşhuru o sıralar Akademi’nin kâtiplik işlerine bakan (daha sonra yöneticilerden biri oldu) Margaret Herrick’in isim anneliği hakkındadır: Bugün bir ‘simge görsel’ haline gelen ödül heykelciği dönemin MGM stüdyolarının sanat yönetmeni Cedric Gibbons’ın tasarımıdır. Heykelcik Herrick’in masasına geldiğinde eline alır, bakar ve “aynı Oscar Amcama benziyor” diye espri yaparak tasarımla dalga geçer. Bu espri Akademi içinde çok sevilince ‘Oscar’ ismi ödüle etiketlenmiş olur ve herkes ödülü ‘Oscar’ diye kısaltmaya başlar. Ayrıca Oscar isminin Bette Davis’in kocası Harmon Oscar Nelson Jr.’dan veya yazılı basında bu sözcüğü ilk defa kullanan yazar Sidney Skolsky’den geldiği, Skolsky’nin ise dönemin müzikhol ortamlarındaki popüler espri “bir puro yakacak mısın Oscar?”a gönderme yaptığı da rivayetler arasındadır.

Nedir bu yer yerinden oynuyor? Tamamı tartışmalı bir dizi ödül değil mi sonunda? Bu ödül neden diğerlerinden daha kıymetli?
Kime göre daha kıymetli? Çoğunluğa göre evet. Ama sinema meraklıları Cannes’ı daha değerli bulurlar, Venedik’i de. Bazen Berlin’i de. Tabii ki tartışmalıdır Oscar’lar. Antalya bile tartışmalı. Oscar artık Beyaz Saray’la içiçeliğini tescil de etti. Michelle Obama ödül sundu. Obama Hanım gizli servisini ödüllendirdi. Bir kraliçenin şövalyelerini ödüllendirmesi edasıyla. Oscar’da arada sırada doğru şeyler de olur ama genellikle sığ Amerikan zevkine ve duyarlılığına hitap eder. Bu yıl sunucunun esprileri de bayağıydı. Özellikle George Clooney’ye sataşırken, 9 yaşındaki bir kızı cinsel nesne olarak göstermesi kabul edilebilir bir şey değil.

Ben bir film çeksem ve üzerine Oscar aldı diye yazsam satar mı? Bir film Oscar aldıktan sonra satışları ne kadar değişiyor?
Valla elimde istatistikler yok. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de çok etkili olmuyor. Son 10 yılın Oscar birincilerinin toplam gişesi bir Fetih 1453 etmez sanırım. Amerika’da ve dünyada arttığını duydum. Ama ne kadar etkili bilmiyorum.

Bu akademi pek mezun vermiyor galiba. Örgütlenmesi de biraz masonik. Davetle oluyormuş. Bu kadar bin profesyonel aynı damın altında duruyorsa vardır bunda bir iş diye de huylanıyorum. Oscar yok olsa sektör ne kaybeder?
Mezun vermiyor, mezun olduğunu düşündüğünü içine alıyor. Sektörde her iş kolu loncalar şeklinde örgütlenmiş. Akademi’ye ise dediğin gibi referansla alınıyorlar. Zanaat anlamında hepsinin çok yetkin olduğunu düşünebiliriz. Yaş ortalaması da çok yüksek, 60′ın üstünde.
Oscar olmasa sektör kendi kendini kutsamamış olur. Modacılar gövde gösterisi yapma olanaklarından birini yitirirler. Bazen küçük ve iyi filmler de yarışmaya katılır, onların zararına olur. Ama klasik Hollywood esas olandır. Onların da ne kaybedeceği umurumda değil. Oscarlar uzun zamandır bana heyecan vermiyor, ilgilendirmiyor.

oscarnilNil Kural, Milliyet gazetesi sinema yazarı

Söyleşiden önce çalıştım biraz. Oscar lafının bile nereden geldiği belli değilmiş. Sizin bir fikriniz var mı? Oscar sofistike bir örgütlenmeden çok sevimli bir labradorun adı gibi durmuyor mu?
Doğru, saygın bir ödül adından çok her şeye benziyor. Ama diğer prestijli ödüllerin isimlerinin Altın Palmiye, Altın İstiridye gibi devam ettiği bir sektörde çok da tuhaf durduğu söylenemez.

İsmin kökeni belli değil ama ben Bette Davis’in eski kocasından yola çıkarak yakıştırdığı, sonra da buradan yayıldığı söylentisini severim.

Nedir bu yer yerinden oynuyor? Tamamı tartışmalı bir dizi ödül değil mi sonunda? Bu ödül neden diğerlerinden daha kıymetli?
Hollywood’un on yıllardır birbirinin çok benzeri filmleri yeniden ısıtıp karşımıza çıkardığı ve bu mantıkla gişede milyarlarca dolar kazandığı düşünürse, kendi ödüllerini de iyi pazarlamalarına şaşırabilir miyiz? Hollywood kendi ödül verdiği oyuncuları, yönetmenleri kıymetli kıldığı için ödül de sektör içinde kıymetli bir hal alıyor. Ama mesela iki kez Altın Palmiye kazanmış Michael Haneke, En İyi Yabancı Film dalında Oscar kazanınca değeri daha da mı arttı diye sorarsanız; hiç sanmam. Bağırlarına bastıkları Martin Scorsese’ye durup durup “The Departed”la Oscar vermiş, Alfred Hitchcock’a ise hiç Oscar vermemiş bir akademiden söz ettiğimizi de hatırlatayım da kıymetini siz düşünün.

Ben bir film çeksem ve üzerine Oscar aldı diye yazsam satar mı? Bir film Oscar aldıktan sonra satışları ne kadar değişiyor?
Oscar alan filmler genellikle ABD’de tören öncesinde vizyona girmiş olduğu için ödül aldıktan sonra ancak DVD ve televizyon satışlarında fark yaratır herhalde. Açıkçası işin ekonomisine çok hakim değilim. Ama yıllardır okuduklarımdan ve konuştuklarımdan anladığım kadarıyla üzerinde Oscar damgası olan filmlerin rekorlar kırmasından ziyade ödülü alanların sonraki projelerinde insanları rahatlatıyormuş. Bence “tamam Oscar’ımı aldım dünyanın kralıyım” ile “hiç bir farkı olmadı”nın tam arasında bir etki yaratıyor bu ödül.

Bu akademi pek mezun vermiyor galiba. Örgütlenmesi de biraz masonik. Davetle oluyormuş. Bu kadar bin profesyonel aynı damın altında duruyorsa vardır bunda bir iş diye de huylanıyorum. Oscar yok olsa sektör ne kaybeder?
Hollywood, o yılki hasadı Oscar’la değerlendiremezse değerlendirmenin başka bir yolunu bulur gibime geliyor. Gider eteri gelir beteri bile olabilir. Sektör bir yolunu bulur da biz ne kaybederiz dersek, her yıl 3 saat boyunca teşekkür konuşması dinlemeyi, bolca kim alır tahmini, şu dalda şu aktör 8 kez aday oldu, olmadı gibi bir sürü detayı kaybedebiliriz!

oscarcumhurCumhur Cambazoğlu Sinema yazarı (sinemamuzik.com)

Söyleşiden önce çalıştım biraz. Oscar lafının bile nereden geldiği belli değilmiş. Sizin bir fikriniz var mı? Oscar sofistike bir örgütlenmeden çok sevimli bir labradorun adı gibi durmuyor mu?
Daha önce bu tip bir haber hazırlamış olduğumdan oradan aktaracağım: Asıl adı ‘Amerikan Film Akademisi Ödülleri’ ama, o meşhur heykelcikleri Oscar diye tanıyor dünya. 1931’de Akademi’de çalışan sekreter Margaret Herrick, 35 santim boyunda ve dört kilo ağırlığındaki heykelciği ilk gördüğünde çok şaşırıyor ve ağzından şöyle bir laf dökülüyor: ‘Aa, ne kadar da Oscar amcama benziyor!’

Bir de ek yapayım; bir çok kaynakta Bette Davis’in heykelciği gördüğünde Oscar Amca’sına benzettiği yazılıdır kaynaklarda. Ama sekreterin hikayesi daha inandırıcı gibidir.

Nedir bu yer yerinden oynuyor? Tamamı tartışmalı bir dizi ödül değil mi sonunda? Bu ödül neden diğerlerinden daha kıymetli?
Para var işin ucunda da ondan. Uluslararası arenanın tartışmasız prestiji en yüksek sinema ödülleri; aynı zamanda kazanan için de tam anlamıyla okkalı bir hayat öpücüğü. Bir sonraki soruda tamamlayacağım bu konuyu.

Şöyle ki; hesaplamalara göre kartvizitine ‘Oscar galibi’ yazan filme o andan itibaren 30 milyon dolarlık yeni bir kazanç kapısı daha açılıyor. Tabii bu ortalama rakam; çok daha ileri gidenleri de var. Örneğin 1999’da Oscar’dan önce 70 milyon dolar toplayabilmiş Amerikan Güzeli (American Beauity), gişe hasılatını 130 milyon dolara çıkartarak yüzde 100’e yaklaşan bir gelir sağlamış heykelcik sayesinde.

Kazanamayanların da öyle pek fazla üzüldüğü filan sanılmasın. Listedeki diğer adaylara da DVD pazarı kucak açıp teselli ödülleri sunuyor ve vizyon zamanı bu yapıtları ıskalamış sinemaseverler meraklarını giderme, ‘kendilerini affettirme’ olanağı buluyor DVD aracılığıyla.

Bitmedi; En İyi Yabancı Film Oscarı’nı alan filme giden katkı ise inanılmaz boyutlarda. Araştırmaya göre, yarışma sonrası uluslararası pazara seslenme hakkını kazanan ‘yabancı film’ tam tamına yüzde 2000’lik desteğe kavuşuyor bir anda…

Pasta bu derece lezzetli olunca işin çekişmesi ve mücadelesi de bir o kadar büyüyor şüphesiz.

Törende kimin daha şık görüneceği, 75 buçuk metre boyundaki kırmızı halıdaki defileden kimin galip çıkacağı üzerine kıran kırana mücadele veriliyor perde arkasında. Erkek konuklar birkaç bin dolarlık giysiyle vaziyeti idare etse de, bayanların durumu hiç kolay değil. Makyaj, mücevher, saç, baş, ünlü stilistin tezgahında yaratılmış sıra dışı bir giysi derken ortaya çıkan fatura dudak uçuklatacak cinsten; aşağı yukarı 500 bin dolar.

Tabii bir de yarışmanın öncesinde ve sonrasında Oscarlık haberlerle, şovlarla, ‘Hak edene mi gidecek, sürprizi kim yapacak’ şeklindeki polemiklerle, geniş reklam kampanyalarıyla medyanın cebine inen yüksek meblağ, bahis tahtalarında Oscar-totoya akan paralar, üç saat kadar süren tören için istenen astronomik yayım hakkı ile bol sıfırlı reklam saniyeleri, tören alanına davetlileri taşıyacak 1200 Limousine’e harcananlar gibi bir dolu başka ticari bereket var işin her adımında…

Ben bir film çeksem ve üzerine Oscar aldı diye yazsam satar mı? Bir film Oscar aldıktan sonra satışları ne kadar değişiyor?
Bu soruyu büyük oranda yukarıda cevaplamış oldum. Ama şöyle söyleyeyim, sen Oscar aldı diye yazarsan tabii ki satar; yeter ki kartvizitinde Oscar yazsın.

Çünkü, ‘And Oscar goes…’la başlayan bu öykü, ABD’nin ihracat kalemleri arasında ilk üçte gözüken Hollywood’u destekleyen, sektörü koruyan, yıldızları parlatan ve sektör içi ya da dışı, herkesin iştahını kabartan müthiş bir marka haline gelmiş durumda. Bir ara Akademi, ‘Oscar’ kelimesindeki ilk ve son harflerin büyük yazılmasını şart koşarak bir çeşit sabit logo yaratmak istemişti ama, kimseye dinletemedi. Ondan sonra da işin ucu kaçtı, gitti. Malına kalite, stil, güvenilirlik katmak isteyenlerin tek adresi oldu Oscar: ‘spor Oscarı, müzik Oscarı, edebiyat Oscarı ve onlarca benzeri…

Bu akademi pek mezun vermiyor galiba. Örgütlenmesi de biraz masonik. Davetle oluyormuş. Bu kadar bin profesyonel aynı damın altında duruyorsa vardır bunda bir iş diye de huylanıyorum. Oscar yok olsa sektör ne kaybeder?
Akademi üyelerinin sayısı 6000′e filan ulaştı. Yakın tarihte dublörleri de kattılar galiba işin içine. Bu altı bin üye, tabii ki, içinde de, yok eendim yapımcılar, oyuncular, senaristler filan diye alt baskı gruplarına ayrılıyor.

Amerikan maliyesi bir on yıl kadan önce filan Oscar’ı yakından takibe alıp hediyelere sıkı bir denetim getirdi ve törene katılan yıldızların, ödül dağıtımından sonra düzenlenen partiye de kalmaları için Akademi tarafından hazırlanan hediye sepeti uygulamasına son verildi. İçlerinde, mücevherden uçak biletine, şık kravatlardan marka kalemlere kadar bir dolu armağanın bulunduğu sepetlerden vergi alınacağının açıklanmasından sonra Akademi yönetimi, oyuncuları zora sokmamak için uygulamayı durdurduğunu açıkladı.

Ayrıca, oy kullanacak üyelere yollanan hediyeleri denetleme işi de iyice sıkılaştırıldı ve en azından bu aşamada ‘zafer için’ her yolun geçerli olmadığı konusunda sanatsever yüreklere bir nebze su serpildi. Tabii ne kadar başarılı olunduğu meçhul.

Ruhi Ebert, Buyukkeyif.com sinema yazarı

Söyleşiden önce çalıştım biraz. Oscar lafının bile nereden geldiği belli değilmiş. Sizin bir fikriniz var mı? Oscar sofistike bir örgütlenmeden çok sevimli bir labradorun adı gibi durmuyor mu?
Bundan birkaç sene önce artık baskısı tükenmiş bir “100 Soruda Oscar” başlıklı bir kitap okumuştum. Kitabın en az 50 sene önce basılmış. Orada diyordu ki “Bu şirin heykelciğin adı Akademi’nin getir götür işlerini yapan afacan bir çocuktan gelmektedir. Ödülün imal edilmesi için sipariş verilecek gün, ödülün aceleyle imal edilmesi gerektiği için, usta başı doğrudan afacan Oscar’ın adını hem sipariş listesine hem de sinema tarihinin tozlu sayfasına yazdırmış.”

Nedir bu yer yerinden oynuyor? Tamamı tartışmalı bir dizi ödül değil mi sonunda? Bu ödül neden diğerlerinden daha kıymetli?
Bende bir heyecan yok açıkçası ama Türkiye’de canlı yayında yorum yapmaya meraklı olan insan sayısı az değil. tüm yıl o an için yanıp tutuşan sinema uzmanlarımız bile var. Hayatları tamamen bu tören öncesine ve sonrasına göre programlı. Olsa olsa onların pazar gecesine renk katıyordur, o kadar.

Ben bir film çeksem ve üzerine Oscar aldı diye yazsam satar mı? Bir film Oscar aldıktan sonra satışları ne kadar değişiyor?
Beşitaş’taki DVD’ci arkadaşlarla konuştum, haberler iyi. Zaten bu konuda festival kitapçıklarını ülkemizde okuyan tek canlıların onlar olduklarını da göz önüne alacak olursak, korsan DVD sektörünü ayakta tutan bu emekçi adamlardan daha iyi bu konuda fikir beyan edecek birileri olamaz.

Neyse, Oscar’lı ve DVD kutusunda ya da afişinde bol bol zeytin dalı olan bir film her türlü diğer filmlerden daha fazla satıyormuş. Mesela Kadıköy’deki The End’de falan da statün bir anda yükseliyormuş. Bu tip mekanlara gelip, sinemasal tercihlerini rastlantısal süreçlere bırakan kızların profili, ödülsüz bir filmken sıradan bir öğrenciden öteye gitmiyorken, söz konusu ödüllü bir film olduğunda bir anda hipsterlığa doğru ilerliyormuş. Güzel yani. DVD satışlarına olumlu etkisi var ödüllerin.

Bu akademi pek mezun vermiyor galiba. Örgütlenmesi de biraz masonik. Davetle oluyormuş. Bu kadar bin profesyonel aynı damın altında duruyorsa vardır bunda bir iş diye de huylanıyorum. Oscar yok olsa sektör ne kaybeder?
Oscar yok olsa öncesinde tahmin yapan, kırmızı halı üzerine geyik çeviren ve her konuda her şeyi bilen bir grup entelin hayatında büyük ve derin bir boşluk oluşur. Ve bu boşluğu ancak arka arkaya 8 Tarkovsy filmi izleyerek sanatsal betonla kapatabilirler. Ki Tarkosvky’nin de o kadar uzun metraj filmi yok :( Üzücü yani.

 

Yazarın diğer yazıları