Bir Sevene Sorduk: Ümit Ünal

OKU Etiketler: , , , - , 11:22 Gönderen: Editör

umitunal

1965’te doğdu. Yönetmen ve senaryo yazarı.  9 Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema TV bölümünü 1985 yılında bitirdi. Okul sırasında yaptığı kısa filmler çeşitli ödüller aldı. İlk senaryosuTeyzem, 1986 Milliyet Gazetesi Senaryo Yarışması’nda Birincilik Ödülü aldı ve Halit Refiğ tarafından filme çekildi. 1986-93 yılları arasında Hayallerim, Aşkım ve Sen, Arkadaşım Şeytan dahil sekiz senaryosu filme çekildi.

İlk filmi 9‘u 2001 yılında yazdı ve yönetti. 9, 2003 yılı ‘Yabancı Film Oscar’ı için Türkiye’nin adayı seçildi ve çeşitli festivallerde ödüller aldı. 2004 yılında senaryosunu yazdığı Anlat İstanbul adlı filmi dört farklı yönetmenle birlikte yönetti. 2007 yılında çektiği Ara‘nın ardından 2008 yılında Hasan Ali Toptaş’ın Gölgesizler adlı romanını senaryolaştırdı ve yönetti. 2010 yılında Ses filminin, 2011 yılında Nar filminin yönetmenliğini yaptı.

Sinemanın dışında çeşitli üniversiteler ve kuruluşlarda sinema dili ve senaryo yazarlığı üzerine dersler verdi. Reklam yazarlığı ve yönetmenliği yaptı. Tv dizileri yazdı ve yönetti. İki roman, bir hikayeler toplamı ve bir otobiyografi olmak üzere dört kitabı yayımlandı.

Rakıyı ilk kaç yaşınızda tattınız? Nasıldı?

İlk kez 20’li yaşların başında tattım ve sevmedim. Rakının o sırada bence temsil ettiği “babaların, abilerin sofrası”ndan kaçıyordum. 35 yaşıma kadar çok çok az içtim. Rakıyı sevmek için yurtdışına taşınmam ve deli gibi İstanbul hasreti çekmem gerekiyormuş. 2001’de İngiltere’de bir gece, bir baktım ki ben rakı özlüyorum. Kesin dönüş, bir tür, rakıya da dönüş oldu. 

Ne sıklıkla rakı içersiniz?

Haftada 2-3 kez. 

Rakınızı nasıl içersiniz?

Buzsuz soğuk suyla ve mümkünse güzel sohbetle. Bazen yalnız da güzel gider. 

Mümkün olsa kiminle rakı içmek isterdiniz?

Nabokov. John Cleese. Sait Faik. İçki içer miydi bilmiyorum ama Bilge Karasu. Ahmet Rasim. Fellini. Bir de Tom Waits. 

Rakının yanında en çok sevdiğiniz meze hangisi?

Kavun (Genelde her tür meyve). Bol zeytinyağlı yeşil salata. Yeşil zeytin. Girit Ezmesi (Bilenler bilmeyenlere anlatsın.) 

En sevdiğiniz rakı masası arkadaşınızı söyler misiniz?

Yücel Demirel. 

Rakıdan başka hangi içkileri seversiniz?

Beyaz ya da roze şarap. 

Meze yapar mısınız?

Arkadaşlarım genelde güzel yemek yaptığımı söylerler. Sofra kurmayı, misafir ağırlamayı severim. 

Rakıyı bir duyguya benzetseniz hangisi olurdu?

Duygusu her gün değişir. Sizdeki mevcut duygunun altını çizer, güçlendirir. 

Hangi ortamda rakı içmeyi tercih edersiniz?

En güzeli tabii ki yazın deniz kıyısı. Kışın da deniz gören bir yer. Ama bu Ankara ya da Antep’e yakışmıyor demek değil. 

Rakı ile en sevdiğiniz şarkı hangisi?

Zeki Müren’den “Gönlümle oturdum da…” Meyhanede eski Alaturka olmalı. Eski derken, Yücel’in deyişiyle “O ağacın altı”na kadar gelmeli ötesine geçmemeli. Ama evde yalnızsam Arvo Part ile Neşet Ertaş arasında daldan dala atlayarak her şeyi dinlerim. 

Hiç tatmamış birine rakıyı nasıl tarif edersiniz?

Batılılara onların anasonlu içkilerinden Ouzo, Pernod ya da Sambuca’yı, Ortadoğululara Arak’ı örnek veririm. Onları da bilmiyorsa “İç, anlayacaksın, çok güzel bir şey” derim.

Rakı bir insan olsa adı ne olurdu?

İlk aklımda çakanı söylüyorum: Suat. Hem kadın erkek. Hem yaşlı hem genç. Hem de bir Tanpınar karakteri. Ama isimlere fazla mana yüklememek lazım. 

Rakı sofrasından neleri uzak tutmalı?

Münasebetsiz insanlar, gündelik iş/para meseleleri, arkadan konuşma (tatlı dedikoduyu tenzih ederek). Cep telefonu vb yasak olmalı. Kapalı mekanlarda sigara yasağını da gönülden destekliyorum (tiryakiler kusura bakmasın). 

Ne olacak bu memleketin hali?

Bunun cevabı hep zordu ama bu sıralar bütün memlekete her akşam sofra kurup herkesi konuştursak yine cevapsız kalır. Bence halimiz pek süper sayılmaz: Yakın zamanda, bildiğimiz Ortadoğu yıkılacak yerine altı AVM üstü cami, yan tarafı yedi yıldızlı dev otel, önü sekiz şeritli otoyol filan döşenecek. Bu arada biz sıradan insanların daha da çok canı yanacak. Bu yıkım ve inşaat bitene kadar öyle pis bir ideolojik savaş içindeyiz ki, eldeki çarpık çurpuk verilerle kimin neyin ne olduğunu, nerden geçtiğimizi anlamamıza imkan yok. 20-30 yıl sonra bu arbededen sağ çıkarsak belki anlarız. O yüzden vakt-i kerahat ermişken “sağlığınıza” diyorum. Rakı içerken herkes ölümsüzdür.

Fotoğraf: Sıla Ünlü

Yazarın diğer yazıları