Ah… Erhan

OKU Etiketler: , , , - , 17:33 Gönderen: Mehmet Said Aydın

ahmeterhanbuyukkeyif

Dünyada ah edecek zaman gelecekmiş. Gelmiş.

“2000’li yılların başı” diye söz etmek, o zamanı böyle anmak çok acayip, çok garip, çok hüzünlü geliyor. Çılgın hüzünlü. Turgut Uyar’ın doğum gününe, kendi ölüm yıldönümünü iliştiren bir Ahmet Erhan’dan söz ediyorum. Ondan da böyle söz etmek varmış dünyada. 2000’li yılların başında, Esmer dergisinde yayımlanan doğru düzgün ilk yazım Ahmet Erhan üzerindeydi. Everest’ten Kaybolmuş Bir Köpek İlanı henüz yayımlanmış olmalı. “Kaybolmuş bir köpek ilanı gibi kaldım şu dünyada” dediği kitap. “Devrimci, sarhoş, yalnız”dı yazının başlığı. Hayvan’da yayımlanan “Behçet…” isimli yazısının borcunu mu ödemeye çalışıyordum kendimce?

Ahmet Erhan, ilkgençliğime yüksek tesirlerde bulunmuş bir şairdi. Alacakaranlıktaki Ülke’nin yayımlandığı zamanları iyi hatırlayan, Ahmet Erhan’ın arkadaşı olmuş (“Erhan” denir ona; Ahmet Erhan Bozkurt’tur tam adı) ahbaplarım, büyüklerim oldu sonradan. Ben o kitabı, büyük bir iç burkuntusuyla, çocukluğumda çok okumuştum. Hep izledim sonrasında, hep merak ettim. İki satır konuştum da. “Yazın masanın üzerinde açık, sana çok teşekkür ederim” demişti telefonda. 22 yaşındaydım ve o mutluluğu tarif etmek şimdi çok zor. 20Ü’ye binip Kadıköy’e gitmeyi bekliyordum. Otobüse bindiğimde, bütün dünyanın bana armağan edildiğini hissetmiştim. Armağanı geri çevirmek olmazdı.

Şimdi de ölümler geliyor dünyadan. Ölüm yazıları yazacak vakit de gelecekmiş. Üzgünlüğümüzün kanıta muhtaç olduğu zamanlar bunlar üstelik. Yaz günleri, salgılı yaz günleri. Bizi hiç hatırlamayacak. Ahmet Erhan’ı hatırlayacak ama. O devrimci, sarhoş ve yalnız Ahmet Erhan’ı.

Onun Ankara’sına yetişmedim ben. Dinledim ve bazı fotoğraflardan gördüm. Siyah giydiğimde gözüne daha zayıf gözüktüğüm dünyaya zayıf zayıf bakarken gitti Ahmet Erhan. Bana en çok “Behçet…” yazısı, uzun uzun okuduğum şiirleri ve Ankara-İstanbul Karatreni kaldı. Bu dünyada bize nasip olmayan huzuru, gittiği yerde bulması için en kalbî dualarımla.

“Hiç uçurumlara yürümedin, denizleri bilmedin

Duraklarda hep kendini bekledin

Herkesin indiği otobüslere bindin usulca”

Yazarın diğer yazıları