Yasemin Göksu: “Neşet Ertaş söylemek ciddi bir sorumluluktur.”

OKU Etiketler: , , - , 16:20 Gönderen: Ali Enis Diyapoğlu

thumb

Neşet Ertaş söylemek nasıl bir şeydir? Onunla hiç aynı sofrada oturdunuz mu? Birlikte türkü söylediniz mi?

Eğer sahnede bir Neşet Ertaş türküsü okuyorsanız, onu büyük ihtimalle kendiniz için okuyorsunuzdur. Bende hep böyle olmuştur bu. Enteresan olan, sizi dinleyenler de onu bir o kadar üzerlerine alınırlar. O kadar sahicidir, o kadar yürektendir ve o kadar can yakar ki, onun türkülerinde insanın kendisinden bir şeyler bulmaması imkansızdır. Aynı zamanda çok da ciddi bir sorumluluktur. Söylediğim türkünün hakkını veremeyip incitmekten korkarım ben. Ama o türküleri Neşet Usta’nın sesinden dinlemek… İşte o bambaşka bir duygu. Yanınızda olması gerekmez. Sesi, hangi uzaklıktan, hangi elektronik aletten gelirse gelsin, hep aynı masadasınızdır. Binlerce kilometre uzaktan elini uzatır, kalbinizi kavrayıverir. Siz olur, sizi söyler… Çok tuhaf bir şey bu, aslında hiç tarif edemiyorum galiba.

Yine de, birlikte türkü söylemeyi elbette çok isterdim. Ama kısmet…

Geçen sene bugün yoldaydınız Kırşehir’e doğru. Kırşehir’e bunun için gitmek nasıl bir şeydi? Yol çok mu uzundu?

Evet, geçen sene bugün… Yol uzundu elbet, iki sebeple… İlki, cenazesine yetişebilmek, o telaş ve son görevi yapabilme, onu uğurlayan insanların arasına karışabilme isteği.  Diğeri, Mesam’la Şişli Bld.sinin ortak düzenlediği gidiş organizasyonu. Belediyenin yolladığı araç o kadar eskiydi ki, sürekli arıza yapması ve normal sınırlarda bile hız yapamaması sebebiyle oldukça uzadı yol. Dolayısiyle ciddi bir stres yaşadık.

Neşet Ertaş denince aklınıza gelen “an” hangisidir?

Çocukluğumda evdeki pikapta çalan “Neden garip garip ötersin bülbül” plağı… Küçücük yaşta, pikaptan gelen o sesin içimi neden o kadar yaktığını anlayamadan ağlardım dinlerken. O duygu işte şu yaşa kadar hiç değişmedi.

Dönüş yolunda neler konuştuğunuz aklınızda mı? Bir taziyeden dönmek çünkü her zaman zor bir iştir.

Evet dün gibi aklımda. Elbette çokça konuştuğumuz ve hepimizi derinden etkileyen, binlerce farklı etnik aidiyetten insanın oraya akmış ve onu sahiplenmiş olması ki bu ilk soruda söylediğim şeyle çok örtüşüyor. O söylerken,  “siz olur, sizi söyler” di…

İkincisi ve bizi en çok şaşırtan şey, kendi çevresinin, köyünün, mahallesinin insanlarının, o gelen binlerce insana şaşırmaları ve “demek Neşet’i herkes tanırmış, çok gurur duyduk” demeleriydi. Yani bu şu demek ki, dünyanın tanıdığı Neşet Ustayı, kendi toprağının insanları pek o kadar tanımamıştı.

Üçüncüsü de siyasilerin oraya gelerek yaptıkları propagandavarî bezdirici konuşmalar, protokol yüzünden mezarına yaklaştırılmayan akrabalarının akşamın bir vakti mezar başına gelebilmeleriydi.

Öyle ya da böyle… Bu dünyadan bir Neşet Ertaş geçti. Dünyaya vedası, pek az insan kısmet olacak denli göz yaşartıcıydı. Kendisine ne faydası oldu derseniz…

 

Yazarın diğer yazıları