Günün Bilgisi – Haliç

BAK Etiketler: , , , - , 12:28 Gönderen: Editör

HALİÇ

Keras ya da Altınboynuz adlarıyla da anılan, benzersiz bir doğal liman olarak İstanbul’a karakteristik özelliğini veren tarihsel koy. Haliç, iki yanında İstanbul’un en eski kent örüntüsünü barındırır. Bizans döneminde kolonileşmenin başladığı Haliç, 1204’te IV. Haçlı Seferi esnasında ciddi bir biçimde tahrip edilmiştir. 1453’te şehrin Osmanlılar tarafından ele geçirilmesinden sonra da Bizans döneminde oluşan kozmopolit karakterini korumuştur. Etrafını çevreleyen Rum, Yahudi ve Çingene mahalleleri, tarih boyunca ciddi bir Ermeni ve Bektaşi nüfusu da barındırmıştır. 19. yüzyılda Haliç, modernleşme girişimlerini hızlandıran Osmanlı’nın endüstri merkezi haline gelir. Haliç’in bu zamana kadarki kent dokusunu ciddi biçimde değiştiren bu gelişmenin sebebi ise kuşkusuz liman niteliğidir. 19. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar Haliç başta tersaneler olmak üzere, Cibali Tütün Fabrikası gibi büyük endüstriyel yatırımların ve irili ufaklı imalathanelerin neden olduğu ciddi bir endüstriyel yükü sırtlanır. Aynı dönem aslında yalnızca gayrimüslim mahallelerde ve Galata civarında bulunan meyhanelerin Haliç kıyısında da görülmeye başlandığı dönemdir. Bu civardaki fabrikalarda ve imalathanelerde çalışan işçilerin başlıca müşterisi olduğu içkili mekânlar Haliç’e ve Haliç’in Boğaziçi’ne açıldığı geçidin Pera’ya yakın ucundaki Karaköy’e bugün izleri yeniden keşfedilmeye çalışılan kimliğini verir. Bu anlamıyla bir zamanlar neşeli kahvehaneleri ve sazlı sözlü meyhaneleriyle bilinen Fener, kentin 19. yüzyıldaki en önemli eğlence merkezlerinden biridir. 20. yüzyıla kadar Yahudi nüfusunun ağırlıklı olduğu Balat da endüstriyel dönüşümden payını alır. 19. yüzyılın sonunda İstanbul’un en ünlü meyhanelerinden Karanlık, Koçe Kalfa, Köroğlu, Bahçeli, Yarım Balat, Karanfil, Yasef, Enserci Nesim ve Balta Yusuf meyhaneleri Haliç’te gayrimüslimlerin ve endüstri işçilerinin ürettikleri ortak bir kültürel havzanın adresleridir. 1990’ların sonunda, UNESCO nezdinde girişimlerle başlayan ancak sonradan şekil değiştiren Fener-Balat Rehabilitasyon Projesi, Haliç’in yeniden keşfinin de başlangıç tarihi olur. Uzun yıllar biriken sanayi atıklarının temizlenmesiyle 20. yüzyıl İstanbul’una damgasını vuran kokunun da ortadan kalkması Haliç kıyılarını yeniden özellikle eğlence mekânları için çekim merkezine dönüştürür. Cibali’den başlayıp Ayvansaray’a kadar uzanan hatta kimi eski meyhaneler kendilerini yenilerken, bir yandan da yeni meyhaneler ve lokantalar açılır. Cibali’deki Cibalikapı Balıkçısı, Ottoman Restoran, Balat’ta İstanbul’un en eski meyhanelerinden biri olan Agora Meyhanesi, Haliç kıyısındaki canlanmanın yeni merkezleridir.

Rakı Ansiklopedisi‘nden alınmıştır.

Yazarın diğer yazıları