Ender gelişen sinema atakları I

OKU Etiketler: , , , , - , 17:47 Gönderen: Ruhi Ebert

senaydinlatirsingeceyi

Ahkâm kesmeye başlamadan önce kısa bir not: Onur Ünlü’nün son filmini izlemedim. Cidden.

Ama birazdan film hakkında baya’ baya’ ahkâm keseceğim. Çıkarımlar yapacağım. Onur Ünlü’ye dair beklenti ve çıkmazlarımı tek tek sıralayacağım. Sinema eleştirisi adı altında başlayan yazıma üretim ve tüketim biçimleri üzerinden laflar da ekleyerek yorumlarımı tamamlayacağım.

Onur Ünlü’nün Afili Filintalar’daki veda yazısında sözünü ettiği “Kendimi aptal durumuna düşürme biçimlerimin listesi”ne yeni bir madde daha eklemeye hazırım. O zaman başlıyoruz.

Onur Ünlü’nün filmografisini osiloskop kullanarak incelesem, hızlanarak hızlanıp yukarı doğru tırmanan bir yay –aşırı G kuvvetine maruz kalıp bilincini kaybeden bir pilot gibi aşağıya doğru düşmeye başlayan bir uçağı taklid eden, aşağıya doğru kıvrılan bir başka yay– uzun bir süre düz çizgi ve sonra da ansızın bir kalbin durmadan önce yaptığı son atakla pek çok benzerlik taşıyan bir zigzag dizisiyle karşı karşıya kalırdım. Osiloskopta zigzag… Olacak şey değil.

Bu vaziyeti biraz açalım. Tek tek maddeler halinde filmler hakkında lafımızı edelim. O sırada eğriler, büğrüler hakkında da ASCII art‘ın el verdiği ölçüde bir şeyler karalarız.

Polis: Heyecan verici bir başlangıç. Murat Menteş’in son romanı hakkında Emrah Serbes’in dediği gibi, “100 yaşından küçük herkes bu filmi izlemeli!” Lakin sadece tatlı bir deneme olarak görmeli. Şekil 1.a (tırmanış)

ruhi1
Çocuk: Vizyona girmemek dert değil DVD’sini de bulur bir yerden izleriz ama Hayko Cepkin?
Şekil 2.a (y ekseni altına düşüş)

ruhi2
Güneşin Oğlu: Enteresan bir kısa film fikrinin, düşük prodüksiyon ile bir B movie bile edemeyecek kıvama getirilmesi hakkında bilmek istediğiniz her şey.
Şekil 3.a (hastayı kaybettik)

ruhi3
5 Şehir: Vaktinde Mehmet Seyda Tutunamayanlar hakkında yazdığı bir eleştiride, Oğuz Atay için falsolu bir cümle kurarak şöyle demişti: “Aklına geleni yazmış bu yazar!” Şimdi bu cümleyi bir de özne Onur Ünlü olarak okuyun. Şekil 4.a (orijindeki yalnızlık)

ruhi4

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi: Güzel isim ama gerisini bilemedim.
Şekil 5.a (Şekilcilik): Şekil yok.

Sen Aydınlatırsın Geceyi: İzlemedim. Ama trailer bana ve senaryo özeti bana yetti. Lakin esas takıldığım nokta, filmin dağıtım biçimiyle ilgili olaylar, gelişmeler.

Şekil 6.a (heyecan ve adrenalin): http://stream1.gifsoup.com/view/61654/ekg-o.gif

Acemi Müezzin ve Şubat isimli dizileri bu listede saymıyorum. Sonrasında da çok sevilen Leyla ile Mecnun geliyor. Bu dizinin çok tutmasının arkasında yazanın Onur Ünlü olmadığı gerçeği yatıyor gibi geliyor bana. Kalem başkasında olunca işler yolunda gidiyor gibi.

Ta en başta demiştim. Onur Ünlü’nün son filmini henüz izlemedim. Ancak filmin konu özeti ve fragmanı bana umut verdi. Aldığı ödülleri, şimdilik pek umursamıyorum. Yönetmene sonraki filmleri için dağıtım ve prodüksiyon adına yardımcı olmak dışında Lale’lerin bir işe yaradığını düşünmüyorum zira. Her yıl, bu ödül silsilesi bir film üzerine yıkılıyor. Yazı Tura’yı da deli gibi ödüllendirdikleri hâlâ aklımda. Hem de ipe sapa gelmez bir sürü kategoride, peş peşe ödüllendirilmişti.

İstanbul Film Festivali, Gyorgy Palfi keşfi dışında bana bir şey ifade etmiyor. Takdiri de tenkidi de boş geliyor. Bu nedenle Sen Aydınlatırsın Geceyi’nin aldığı ödüller beni bir anlamda dışlıyor. Filmden uzaklaştırıyor. Ancak film, uzun zamandır bir şeyler beklediğim Ünlü’nün sonunda derli toplu bir anlatıya tam olarak imza atmadıysa da, ekisinden daha fazla yaklaştığını hissettiriyor.

Aşk gibi olağanüstü bir durumu süper kahramanların girdiği çıkmazlarla soyutlayarak ele almak… Hiç de fena fikir değil. Benzer temalara değinen birkaç new age Amerikan romanına denk geldim. Onur Ünlü’nün filminde beni heyecanlandıran şey; ciddi konulara ciddiyetten yoksun yaklaşabilme cesrati oldu. Bu kez, sanki bir şeyler daha iyi gibiydi-gibi.

Galatasaray’ın Real Madrid karşısında 3-1 öne geçtiği anda Galatasaray taraftarlarını aniden umutlandıran, “Lan oluyor galiba” diye içlerinden geçmesine neden olan o heyecan ve umut, Sen Aydınlatırsın Geceyi ile sinemasal anlamda bende bir etki bıraktı.

Tıkandığını, iyiye gider gibi göründüğü halde Duvara Karşı’daki “atlıkarıncadaki âşığın” durumunu taklit ettiğini düşündüğüm Yeni Dalga Türkiye Sineması, Onur Ünlü gibi cesur insanlar tarafından farklı bir noktaya taşınabilir. Sıkıcı taşra, boğucu kent yaşamı, bize fazla Frankofon entelektüel sıkıntılar, Rus romanlarında sıkışık kalmış esinlenmeler, Çehovyen okumalar, fotoğrafik hadiseler, tatlı kadrajlar bana artık bir şey ifade etmiyor.

Yaşlanmadım, sadece iyi bir izleyiciyim.

Yazarın diğer yazıları